Çin'in Doğu Türkistan'daki uygulamaları Ereğli'de protesto edildi

Çin Devletinin Doğu Türkistan Müslüman Uygurlara uyguladığı insanlık dışı muameleler hakkında İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Kdz.Ereğli Temsilciliği tarafından basın açıklaması yapıldı.

YEREL - 20-12-2019 17:21

Çin Devletinin Doğu Türkistan Müslüman Uygurlara uyguladığı insanlık dışı muameleler hakkında İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Kdz.Ereğli Temsilciliği tarafından basın açıklaması yapıldı.

Kdz.Ereğli eski Kaymakamlık Binası karşısında bulunan parkta toplanan İHH Kdz.Ereğli Temsilciliği üyeleri, kardeş Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlara uygulanan muamelelere tepki göstererek protesto etti.

İHH Kdz.Ereğli Temsilciliği adına  basın açıklamasını okuyan Mustafa Köseoğlu, “Kardeş Doğu Türkistan Uygur halkına destek vermek, sıkıntılarını gündeme getirmek üzere, en önemlisi Allah Teala huzurunda şahitlik ve duruşumuzu göstermek amacıyla burada toplanmış bulunuyoruz” diyerek başladığı konuşmasında, 2000 yılı sonrasında siyasi, ekonomik ve askeri atılımlarla gündeme gelen Çin’in dünyanın karşısına iki farklı yüzle çıktığına dikkat çekti.

Köseoğlu, konuşmasında şunları ifade etti:

“2000 yılı sonrasında siyasi, ekonomik ve askeri atılımlarla gündeme gelen Çin, dünyanın karşısına iki farklı yüzle çıkmaktadır. Uzun yıllardır asimilasyon ve yıldırma politikaları yürütülen Doğu Türkistan tüm dünya gündeminden saklanmakta, Müslüman Uygurlar hertürlü hak ihlaline maruz bırakılmaktadır. Uygur Bölgesi Komünist Parti Sekreteri Nisan 2017’den itibaren Uygurları, hapishanelere veya zorunlu Eğitim Kampları’na göndermekte ve beyin yıkama faaliyetleri yürütülmektedir. Çin Devleti’nin “eğitim kampı” adını verdiği toplama kamplarında 1 ila 3 milyon insanın bulunduğu tahmin edilmektedir. Doğu Türkistan’da inşa edilen bu büyük hapishaneler Nazi Almanya’sını hatırlatmaktadır. Evlerinden, yurtlarından, ailelerinden zorla ayrılan insanların sayıları her geçen gün artarken aynı zamanda uygulanan işkence ve zulümler neticesinde yüzlerce insan hayatını kaybetmektedir. Birçok aileye akrabalarının cesedi teslim edilmekte, ancak ölüm nedeni hakkında herhangi bir açıklama yapılmamaktadır. Kamplardaki hayat şartları çok kötü olup, içerisinde çocuklarında bulunduğu tutukluların sayısı, kampların alabileceği insan kapasitesinin kat kat üstündedir. Öyle ki insanlar kamplarda ancak yan yana sıkışık vaziyette yatabilmektedir.

Uygulanan yöntemlere bakıldığında Çin yönetiminin hali hazırda bütün Uygurları “suçlu” olarak kabul ettiği, din ve geleneklerine bağlı Uygurları terörist olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Kamplardan çıkmayı başaranların ifadelerine göre, toplama kamplarında; mahkûmları su tanklarına daldırma, eller ve ayaklardan zincirleme, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları copla dövme, elektrik verme, acı verici nesnelerle dövme, soğukta bekletme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gerili tutma, uykusuz, aç ve susuz bırakma, günlerce “kaplan koltuğu” denen hareketsiz koltuklarda oturtma gibi işkence ve kötü muameleler yapılmaktadır.

Bu türden işkenceler fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açmakta, zaman zaman ölümle sonuçlanmaktadır.

Haber kaynaklarına göre Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından kurulan 16 toplama kampı bulunuyor. Bu her Uygur ailesinden en az bir kişinin söz konusu kamplarda tutuklu olduğu anlamına gelmektedir. Tutuklu olanlar genellikle 20 ila 40 yaş arasındaki Uygur erkeklerdir. Bu kamplardaki Uygurlar kendi inançlarını değiştirmeye ve Komünist Parti ideolojisine boyun eğmeye zorlanmaktadırlar.

Doğu Türkistan Uygur halkının kardeşleri olarak Çin yönetiminden beklentilerimiz şunlardır;

Kendi yasalarına ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara aykırı olan sözde Eğitim Kamplarını hemen kapatmalı ve bu kamplarda isteği dışında zorla tutulan insanların maddi-manevi zararlarını karşılamalıdır.

Doğu Türkistan’da devam eden nüfus değişikliklerine son vermeli, Uygurlardan zorla alınan toprak ve mülkler sahiplerine iade edilmelidir.

Uygurların yurtdışına seyahat yasağı ve yurtdışındaki Uygurların memleketlerine dönüş ve akraba ziyareti engeli ortadan kaldırılmalıdır.

Yurtdışında akrabası olanlara yönelik denetim ve gözetim kaldırılmalı, para gönderme, posta, telefon, haberleşme engeli kaldırılarak en temel haklardan olan iletişim ve haberleşme özgürlüğü sağlanmalıdır.

Uygurların evlerine gerekçesiz baskınlar ve Uygur-Çinli ‘zorunlu akraba’ ya da ‘eve Çinli yerleştirme’ uygulamasına derhal son verilmelidir.

İnanç ve ibadetlere, giyim kuşam, örf ve adetlere yönelik yasaklar bir an evvel kaldırılmalı, camiler mescidler özgür olmalıdır.

Dil, kültür ve eğitimin önündeki engeller kaldırılmalı, Uygurlar kendi dillerinde eğitim yapabilmeli, tarihi eserler, kitap ve kütüphaneler korunmalıdır.

Ekonomik baskılar, gerekçesiz vergiler ve el koymalar, Uygur kızların uzak bölgelere işçi olarak zorunlu gönderilmesine son verilmeli, devlet dairelerinde ve iş bulma hususunda Uygurlara Çinlilerle eşit imkan verilmeli, bölgeye ait zenginlikler halkın refahı için kullanılmalıdır.

Seyahat özgürlüğü, evlenme, helal gıda serbestisi gibi haklar mutlaka sağlanmalıdır.

Özetle, Doğu Türkistan Uygur Müslümanlarının her zaman yanlarında olduğumuz ve ihlal edilen haklarının takipçisi olacağımız unutulmamalıdır. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Allahuekber.”

Günün Diğer Haberleri