Tatilimiz bitti. Ereğli gündemi oldukça yoğun geçti bu süreçte.
Ereğli’ye döndüğüm saatlerde TSO Başkanı Arslan Keleş’in basın toplantısı henüz bitmişti!
İleride değerlendiririz!
Önce Siyaset.
Zerrin Yılmaz Erdoğan!
Önce CHP İlçe Başkanı oldu! “Milli Piyango” misali “Buyur” ettiler başkanlığı!
Ardından tüm Yönetimi, Kadın Kolları, Gençlik Kolları istifa ettirildi Yılmaz tarafından ve “Yeni Parti”ye geçeceğiz denildi!
Ve Yönetim Kurulu “Diskalifiye” edilerek yeni bir oluşumla Yeni Parti Başkanlığı’na geçildi.
Yol yakınken “Başkanlık” kolay zanaat.
Bugün diyor ki “Aday Değilim”!
900’ün üzerinde üyenin ve seçilen “Delege”lerin kime “Oy” atacakları meçhul!
Tabii işler “Garanti” olmayınca Başkan seçilmek zor oluyor!
“Havlu Atmak” işte böyle bir şey!
Ne diyelim? Hayırlı Olsun bundan sonraki yaşamı Zerrin Yılmaz’ın kendisine.
Ali Kocamanoğlu. CHP eski İlçe Başkanı!
Zerrin Yılmaz Erdoğan’ın “Aday” olmayacağını öğrenince “Sosyal Medya”da döktürmüş deyim yerindeyse!
Bir başkasının desteğiyle göreve gelenler ömürleri boyunca bu kişilerin “Emireri” konumunda kalırlar şeklinde bir yaklaşımda bulunmuş!
Sanki kendi “Başkan” olduğu süreçte hiçbir kimsenin desteğini almamış! Kendi gücüyle başarmış, başkan seçilmiş demek ki!
Demek ki o dönem Milletvekili Eylem Ertuğrul Kocamanoğlu’na “Destek” vermemiş!
Örneğin Başkanlığı kaybettiği süreçte Eylem Ertuğrul hiçbir kimseyi aramamış, oy istememiş Kocamanoğlu adına!
Örneğin Bağlık Mahallesi Delege seçimlerinde Murat Sesli birilerini arayıp Kocamanoğlu’na destek istememiş!
“Yürümek Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz” sloganıyla Özgür Özel’in peşinden koştururken seçimleri kaybedip CHP’de kalan Ali Kocamanoğlu’na ileride siyasi yaşamında başarılar diliyoruz!
Umarız “Ben” Ego’sundan kısa sürede kurtulur, kazanmanın “Takım Oyunu” olduğunu hatırlar Kocamanoğlu!
* * * * * *
Yüksel Balcı. TSO Seçimlerinde Başkan Adayı!
Son günlerde “Sosyal Medya” üzerinden “Kısa kısa” söylemlerle yaklaşan TSO Seçimleri öncesinden fikirlerini insanlarla paylaşmaya çalışıyor!
Her yiğidin bir “Yoğurt Yiyişi” vardır. Saygı duyuyoruz! Demek ki “Basın Gücü”ne inanmıyor! Kendi çalışmalarını yeterli buluyor!
Söylemlerini dikkatle izlemeye çalışıyorum Balcı’nın!
Bir konuşmasında diyor ki; “Ben Ereğli’nin geleceği hakkında projeler üretmeye çalışıyorum, Esnafımıza, Tüccarımıza nasıl fayda sağlarım diye uğraşıyorum, karşı tarafta rakip olan kişiler “Seçimi Nasıl Kazanırız” odaklı çalışıyorlar sadece”!
Sayın Yüksel Balcı. 3 Hafta sonra seçim var. Doğal olarak Başkan Adayları “Seçim Odaklı” çalışmak zorundalar! 7 Grup’ta kazanmak zorundalar!
Hangi Grupta güçlüler, Hangi Grupta zayıflar! Tüm bunları hesaplamak zorundalar!
Örneğin TSO’da her seçim döneminde Oda’ya bağlı olup borçlarını ödeyemeyenlerin borçları bazı kişilerce kapatıldığı, “Oy Kullanma” hakkı kazandıkları konuşulur!
Örneğin Erdemir söylentisi ayyuka çıkar, adaylardan birisini destekledikleri beyan edilir!
Bu çalışmalar “Lehte” olduğu gibi “Aleyhte” durumlarda yaratabilir!
Tüm bunlar “Seçim Çalışmaları” adı altında yapılır!
Seçim kazandıktan sonra istediğiniz projeyi hayata geçirebilirsiniz. İnsanlarda “Güven” yaratabilirsiniz!
Ama bu 3 haftalık süreç sadece “Seçim Kazanma Odaklı” olmalı! İnsan Odaklı olmalı!
Eşimin arkadaşlarıyla birlikte “Günleri” olur. Hemen hemen her ay İlhan Yazıcıoğlu’nun Kuyumcu dükkânına uğrarım “Döviz” alımı yaparım.
Gittiğim her zamanda Yazıcıoğlu işyerindeyse önce Ereğli Belediyespor, Ereğli Belediyesi ve doğal olarak TSO içerikli sohbetlerimiz olur!
2 ay öncesi İlhan Yazıcıoğlu’nun işyerine gittiğimde TSO Seçimleri ile ilgili soru sorduğunda “Ben bu seçimlerin dışındayım. Yüksel Balcı’nın çalışmaları hakkında pek bilgim yok” şeklinde görüş bildirdim kendisine! “Kürşat Yağız’ın neden “Yalnız” çalıştığına akıl erdiremiyorum” dedim!
1 ay öncesinde ise gittiğimde Yazıcıoğlu bana “Seni son gördüğümde negatiftin. Sanki “Taraf” değiştirmiş gibi konuştun” gibi bir yaklaşımda bulundu!
Bende kendisine “Ben 3 yıldır tek başıma TSO Başkanı Arslan Keleş’i eleştiriyorum! Gün geliyor Ak Parti Meclis Üyesi eşi Ceyda Keleş’i eleştiriyorum. Arslan Keleş tarafıma “Mahkeme” açmaya kalktı, başarılı olamadı kendisi ve ortakları! Geri adım atmadım. Kimse yanımda yoktu. İhtiyacım da yoktu zaten. Bugün çalışmalarınızın yetersiz olduğunu söylemem “Taraf Değiştirdim ya da bir tarafa taraf olmak zorundayım” anlamına gelmez” şeklinde açıklama yapmıştım!
Tatildeyken öğrendim ki İlhan Yazıcıoğlu 6. Grupta Kürşat Yağız’la işbirliği yapmışlar!
Yüksel Balcı Grubuyla “Ayrılık” yaşamış Yazıcıoğlu!
Hatta Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ı ziyaret etmişler birlikte!
Bu durumda ben ne söyleyebilirim?
Yüksel Balcı’yla ortak hareket eden İlhan Yazıcıoğlu ne olmuştu ki “Bireysel” hareket etme kararı vermişti?
Kürşat Yağız ve İlhan Yazıcıoğlu 6. Grup’ta kazanırsa ne olacak?
Arslan Keleş ve Yüksel Balcı 3’er Grupta kazanırsa “Pazarlık Gücü”nü yakalarsanız! Kabul.
Ama adaylardan biri 4 Grupta kazanırsa ne olacak?
Benim çözemediğim nokta bu!
İşte bu nokta’da seçimler önemini kaybediyor, “EGO SAVAŞLARI” başlıyor!
“Ben Güçlüyüm” seferleri başlıyor!
Dün şahsımı bilmeden, araştırmadan yargılamaya çalışan zihniyetin kendi kişisel “Ego”su öne çıktığı zaman kendisini haklı görüyor! Tüm emeklerini bir anda yok edip kendi çizgisine yöneliyor!
Başkasına işine gelmediğinde “Taraf” damgası vurabiliyorsun!
Kişinin kendi “EGO”su öne çıktığında “Taraf Değiştirdim” diyebiliyorsun!
Bizlerden naçizane tavsiye tüm adaylara!
Seçim “zor” bir “Sanattır”!
İlmek ilmek dokumak gerekir!
İnsana dokunmak gerekir. İnsanı inandırmak gerekir!
Bilhassa kişisel “EGO SAVAŞLARI”ndan kaçınmak gerekir!
Çünkü seçimlerde iyi niyetle hareket edenler kadar sadece kendi kişisel menfaatleri için “Oy” atanlar da olacaktır!
Bunu iyi “Analiz” edenler kazanacaktır!
Göreceğiz…